--°

Gökyüzünde Yakalanan Casus  Ve Bir Propaganda Şaheseri U-2 uçağının düşürülmesi ve Eisenhower’ın yalanı

Yazar: AYDIN ÖZTÜRK

1 Mayıs 1960. Sovyetler Birliği. Saat sabahın erkenlerinde CIA pilotu Francis Gary Powers yüksek irtifada uçarken Sovyet füzesi uçağını vurdu.

Powers hayatta kaldı. Paraşütle atladı. Ve yakalandı.

Bundan sonra olan her şey o dönemi anlamak için bir ders niteliğinde.

U-2 Programı

ABD, Sovyetlerin askeri kapasitesini anlamak istiyordu. Ama nasıl? Sovyet hava sahası kapalıydı, casus ajanlar yetersiz kalıyordu.

Çözüm: Hiçbir Sovyet uçağının ulaşamayacağı kadar yüksekte uçabilen bir casus uçağı. Lockheed şirketi gizlice bu uçağı tasarladı: U-2. Neredeyse bir planör gibiydi, inanılmaz uzun kanatları olan, hafif ve yüksek irtifada uçmak için optimize edilmiş bir makine.

1956’dan itibaren U-2’ler Sovyet topraklarının üzerinde rahatça dolaştı. Sovyetler bu uçakları radar görüntüsüyle takip edebiliyordu ama ulaşamıyordu. Sessizce çiğnenen egemenlik her seferinde yutuldu.

Ta ki 1960’a kadar.

Eisenhower’ın Yalanı

Uçak düşürülünce Washington’un ilk hamlesi inkârdı.

NASA resmi açıklama yaptı: Türkiye’den kalkan bir hava araştırma uçağı Sovyetler üzerinde kaybolmuştu. Hava verisi toplayan sivil bir uçaktı. Sovyetlerin eline geçmiş olabilir.

Bu açıklama hesaplanmış bir yalandı. Pilot öldü sanılıyordu. Uçak parçalanmış olmalıydı. Gizli ekipman imha edilmiş olmalıydı.

Hiçbiri olmamıştı.

Powers hayattaydı. Uçaktan casus kameraları, filmler ve ekipman büyük ölçüde sağlamdı. Sovyetlerin elinde mükemmel bir propaganda malzemesi vardı.

Kruşçev bunu mükemmel oynadı.

Kruşçev’in Sahnesi

Sovyet lideri önce sessiz kaldı. Amerikalıların yalanını tekrarlamasına izin verdi. Sonra Sovyet parlamentosu Yüksek Sovyet’te sahneye çıktı ve parça parça ortaya döktü.

Önce uçağın düşürüldüğünü açıkladı. Sonra pilotun yakalandığını. Sonra ekipmanları sergiledi. Sonra filmleri. Her açıklama bir öncekinden daha mahcup edici.

Eisenhower hükümetinin her inkârı geriye dönük olarak yalana dönüştü.

Paris Zirvesinin Çöküşü

Zamanlamanın trajik boyutu şuydu: Olay tam kritik bir diplomatik sürecin ortasında yaşandı.

Mayıs 1960’ta Paris’te dört güç zirvesi planlanmıştı. ABD, Sovyetler, İngiltere ve Fransa. Nükleer silah kontrolü ve Soğuk Savaş’ın yumuşaması gündemdeydi. Kruşçev ve Eisenhower yüz yüze görüşecekti.

U-2 skandalıyla zirve daha başlamadan çöktü. Kruşçev özür talep etti, Eisenhower reddetti. Sovyet lideri salonu terk etti.

Nükleer gerilimi azaltabilecek bir fırsat penceresi kapandı. Sonraki yıllarda Küba Füze Krizi geldi.

Powers’ın Akıbeti

Francis Gary Powers Sovyetler’de casusluktan yargılandı. 10 yıl hapis cezası aldı. Ama 1962’de bir köprüde takas yapıldı: Powers, Sovyet süper ajan Rudolf Abel ile değiştirildi.

Amerika’ya döndüğünde Powers sıcak karşılanmadı. Neden yakalandı, neden kendini imha etmedi, neden konuştu soruları peşini bırakmadı. CIA soruşturması onu temize çıkardı ama kahraman muamelesi görmedi.

1977’de Los Angeles’ta helikopter kazasında hayatını kaybetti.

Son Söz

U-2 olayı Soğuk Savaş’ın en çarpıcı derslerinden birini verdi: Yakalandığında inkâr etmek çoğu zaman sorunu büyütür.

Eisenhower yalanı tercih etti çünkü pilotun hayatta olduğunu bilmiyordu. Ama propaganda dersini veren taraf Kruşçev oldu. Hasımının yalanını sabırla bekledi, sonra mükemmel bir sahneyle sergiledi.

Bilgi bir silahtır. Ama zamanlamayla kullanılan bilgi çok daha güçlü bir silahtır.