Yazar: AYDIN ÖZTÜRK
1995’te Purdue Pharma yeni bir ilaç piyasaya sürdü: OxyContin. Pazarlama materyallerinde tek bir cümle öne çıkıyordu: “12 saat boyunca ağrı kontrolü. Bağımlılık riski minimal.”
Bu iki iddia da yanlıştı.
Sackler Ailesi
Purdue Pharma’nın arkasında Sackler ailesi vardı. Arthur, Mortimer ve Raymond Sackler kardeşler 20. yüzyılın ortasında ilaç pazarlamasını yeniden icat ettiler.
Arthur Sackler özellikle dahiydi. 1950’lerde ve 60’larda ilaç şirketleri doktorlara ürünlerini nasıl tanıtacağını bilmiyordu. Arthur bir sistem kurdu: Tıp dergilerini satın aldı ya da etkiledi, doktorlara doğrudan pazarlama yaptı, bilimsel görünen ama aslında reklam olan içerikler üretin.
Bu sistem bugün ilaç endüstrisinin standart uygulaması. Arthur Sackler icat etti.
OxyContin’in Yükselişi
OxyContin opioid bir ağrı kesiciydi. Morfin ailesiyle aynı biyokimyasal mekanizma. Bağımlılık yaratan, yoksunluk sendromu oluşturan, aşırı dozda ölüme yol açan bir madde.
Purdue bunu biliyordu. Kendi iç araştırmaları bağımlılık riskini gösteriyordu.
Ama pazarlama makinesi farklı çalıştı. Doktorlara “OxyContin gerçek bağımlılık yapmaz, kronik ağrı hastaları için güvenlidir” mesajı verildi. Satış temsilcileri doktorlara hediyeler, tatil seyahatleri, konferans davetleri gönderdi. Reçete yazan doktora prim sistemi kuruldu.
2001’de OxyContin bir milyar dolarlık satışa ulaştı.
Bağımlılığın Yayılması
Hastaların bir kısmı gerçekten kronik ağrı yaşıyordu. Ama sistemi kötüye kullananlar da çıktı. “Pill mills” denen ağrı klinikleri kitlesel reçete yazmaya başladı. OxyContin sokak uyuşturucusu haline geldi.
İlaç o kadar güçlü bir euphoria yaratıyordu ki insanlar hızla bağımlı hale geldi. OxyContin temin edemeyenler çok daha ucuz alternatife yöneldi: Eroine.
Amerika’nın taşra şehirleri eroin salgınıyla karşılaştı. Batı Virginia’da, Kentucky’de, New Hampshire’da küçük şehirlerin eczaneleri Meksika’nın büyük şehirlerinden daha fazla OxyContin sattı.
Rakamlar
1999 ile 2019 arasında ABD’de yaklaşık 500.000 kişi opioid aşırı dozundan hayatını kaybetti. Bunların büyük çoğunluğu reçeteli opioidlerle başladı.
Bu rakam Vietnam Savaşı’nda hayatını kaybeden Amerikalıların sekiz katından fazla.
Hesap Sorma
2007’de Purdue Pharma OxyContin’i yanlış tanıttığını kabul ederek 600 milyon dolar para cezası ödedi. Şirket değil çalışanlar ceza aldı.
Sackler ailesi serveti büyümeye devam etti. Metropolitan Müzesi’ne, Louvre’a, Oxford’a bağışlar yaptılar. İsimlerini binalara, kanatlara, galerilere yazdırdılar.
2019’da Purdue iflas başvurusunda bulundu. Sackler ailesi mahkeme süreçlerinde milyarlarca doları güvenceye almak için mücadele etti.
2021’de aile 4.5 milyar dolar ödemeyi kabul etti. Karşılığında geleceğe yönelik hukuki dokunulmazlık istedi. Yüksek Mahkeme bu anlaşmayı tartışmalı buldu.
Sackler ailesinden hiçbir üye hapse girmedi.
Son Söz
Opioid krizi tesadüfen ortaya çıkmadı. Bilinçli pazarlama kararlarının, düzenleyici kurumların yetersizliğinin ve kâr güdüsünün bileşimiyle üretildi.
Ve her zaman olduğu gibi en ağır bedeli en savunmasız olanlar ödedi. Küçük şehirlerin işçileri, kronik ağrı hastaları, gençler.
İsimler müzelerin duvarlarında altın harflerle yazılı. Kurbanların isimleri ise sadece istatistiklerde.












